• NÖBET SIRASI BİZE GELDİ:

    “BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİNİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”!.. Bu hafta okumak yok! Uzun uzun yazıları zaten sevmiyoruz, okuyamıyoruz. Uzak gözlüklerinizi takıp, koltuklarınıza kurulun bu akşam. Çekirdek çitletmek yok, sadece şekersiz çay içebilirsiniz. Şekeriniz yükselsin istemiyorum. Dizi seyreder gibi divana da uzanabilirsiniz, izin veriyorum. Bu akşam birkaç video izleyeceğiz. Yeteri kadar zamanı olmayanlar için de nokta atışı yapacağım. Onlara kaçıncı dakikadan başlayacaklarını hatırlatacağım… *** Başlıyoruz: Birinci videomuz 26 Ekim 2021 tarihli CHP Grup Toplantısı. Kılıçdaroğlu, “Gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması”na ilişkin tezkereye neden “hayır” dendiğinin gerekçesini açıklıyor, izleyeceğiz… *** Baştan söyleyeyim: Türkiye’de yabancı askerlerin bulunmasına ben de karşıyım. Amerikan üslerinde, NOTA tesislerinde ve yabancı askerlerin bulunduğu bilumum…

  • “CUMHURİYET’E İHANET EDENLER”İ AÇIKLIYORUM!..

    Arkadaş sen belâ mısın bu Milletin başına! Dün “ak” dediğine bugün neden “kara” diyorsun? Dün “dostum” dediğini bugün “hain” ilan ediyorsun… Diyelim ki seni de aldattı “dost” bildiklerin. Bu defa da “yol arkadaşım” dediklerinin ihanetine uğradın farz edelim. Peki, sen o tezkereye 6 kere “evet” demedin mi?… Söyle Allah aşkına: Aynı konuda 6 kere aldatılan birinin arkasından gitmek akıl işi mi?.. *** Yabancı askerleri Türkiye’ye davet etmeye “evet” demek “ihanet” ise, sen milletvekillerinle birlikte 6 kez ihanet etmediniz mi bu ülkeye? 6 kere ihanet etmek yetmez mi? Ne içiyorsun Allah aşkına, söyle bize de içelim… Belki o zaman yakın geçmişi unutup, uyuşuk koyun gibi peşine takılırız seçime kadar… Kavalını yanına…

  • “KİMSİNİZ SİZ!..”

    “Kanunsuz Emir” Anayasanın 137. maddesinde düzenlenmiştir. (1) Kamu hizmetlerinde çalışanlar üstlerinden aldıkları emirleri mevzuata (kanun, tüzük ve yönetmelik) aykırı görürlerse bu emri yerine getirmezler. Üst, ısrar eder ve emrini yazılı olarak yenilerse emir yerine getirilir; sorumluluk doğarsa, emri verene ait olur. Konusu suç teşkil eden emir ise hiçbir şekilde yerine getirilemez ve yerine getiren sorumluluktan kurtulamaz. Anayasanın bu açık hükmüne rağmen, ana muhalefet partisi liderinin: “18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır” şeklindeki açıklaması (2) baştan aşağıya sorunludur. Kamu personelinin “yasa dışı” isteklere destek vermeleri, konusu suç teşkil eden emirleri uygulamak anlamına gelir ki, bu emirleri yerine getirenler hiçbir şekilde…

  • “İNNEZZARURAT TUBIHUL MAHZURAT”!..(Zorunluluk halinde haram helale dönüşür!)

    Mecelle’deki bir madde başlıktaki gibidir. Az sonra aktaracağım olaylarda, ne kadar “zorunluluk” vardı, onu bilemiyorum elbette! Ordu Üniversitesi’nde, Rektörlüğün “temsil-ağırlama” giderlerini karşılamak için özel bir birim kurulmuş. Usulsüzdür kuşkusuz! Bu tespit, bana ait değil, Sayın Sayıştay tarafından yapılmıştır. Her şeye rağmen, Sayıştay’ın raporları yayınlanıyor ya, hamdolsun! Aynen okuyorum: “Diğer birimlerin mevduat faiz gelirleri ile döner sermaye gibi faaliyetlerin gelirleri bu birime gelir kaydedilmiş” Bu parlak “kaynak yaratma” fikri, Rektör Ali Akdoğan’dan çıkmıştır… Kendisini alkışlıyorum! Raporda geçen “mevduat faizi” ifadesi fazlasıyla dikkatimi çekmiştir. Ali Akdoğan’ın, dindar bir akademisyen olduğu kesin; zaten 2015 seçimlerinde de AKP’nin milletvekili adayı idi… *** Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın da maşallahı var, iyi çalışıyorlar! Bakanlığın verdiği bilgileri…

  • ÖNCE CHP KURTARILMALIDIR!..

    İsmail Kahraman öyle sıradan bir AKP’li değildir. Rizelidir. Necmettin Erbakan tarafından kurulan 54’üncü hükûmette Kültür Bakanlığı görevini üstlenmişti. Gençlik yıllarında İstanbul Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyetinde başkanlık ve yükseköğrenim gençliğini temsil eden Milli Türk Talebe Birliği’nde (MTTB) 48’inci dönemde genel başkanlık yapmıştır. 1940 doğumludur. Reis’ten 14 yaş büyüktür; siyaseten de ağabeyi sayılır. Avukattır. Eski TBMM Başkanıdır. İlim Yayma Vakfı kurucularındandır. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin kurucular kurulu başkanı ve ilk mütevelli heyeti başkanıdır. Halen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanvekili olarak görev yapmaktadır. Pek çok konuda kendisine danışılır. Sıradan biri değildir! Sıradan AKP’li kimlere denir sorusunun cevabını merak edenler, en yakınlarındaki herhangi bir kişiyi tanıyarak meraklarını giderebilirler. Onlar seçimden seçime hatırlanırlar… ***…

  • “İNNA İLEYHİ RACİUN”!..

    Gazeteler yazdı. Yalansa ben onların yalancısıyım: PETKİM Petrokimya Holding A.Ş’nin 2020 faaliyet yılı genel kurul toplantısı 17 Eylül günü yapıldı. -Eeee!.. -“Eeee”si yok, yapıldı işte. -Yapıldıysa yapıldı, bize ne! -Haklısın, bize ne; öylesine bir haber işte… Okumadan geçelim… *** Genel kurul şirket yönetim kurulu üyelerinin aylık ücreti 44 bin TL’den 48 bin TL’ye yükseltti. Aylık 44 bin TL ile geçinemiyorlar demek ki. Bu yüzden ücretlerine 4 bin TL zam yapılmış. 4 bin TL ne demek biliyorsunuz zaten. Brüt 3 bin 577, net 2 bin 825 TL olan asgari ücretin neredeyse iki katı kadar bir paradır. En düşük emekli maaşı 3 bin 276 TL’dir. Ona göre de 4 bin liranın ne…

  • “SERSALA WE PİROZ BE!..”

    (Yeni yılınız kutlu olsun!..) Bilindik tartışmalar “Bay Kemal ve İttifakları” belgeseli ile yeniden başladı. Reis’in, “Bay Kemal” hitap şekli Kılıçdaroğlu’nu küçümsemek için kullanılıyor ve bir mağduriyeti akla getiriyordu. Şimdi “Bay Kemal”den mağduriyet planını Y-CHP yaptı! Nitekim, belgeselde de ana tema Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırılardır. Erdoğan’ın 20 yıldır başarı ile uyguladığı “mağduriyet edebiyatı” Kılıçdaroğlu için tekrar ediliyor. Tam da mağduriyetler anımsatılırken, söz “Kürtlerin mağduriyetine” getiriliyor ve Bay Kemal “Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” diyor… (1) Hesap başka!.. *** Burada bir ara veriyorum ve Anayasa kitapçığını açıyorum: Sayfa 46, madde 138, fıkra 2’den okuyorum: Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye…

  • “DİYANET” Mİ LAİKLİĞE “İHANET” Mİ?

    Demek ki “kullanım süresi” henüz bitmedi. “Hizmetleri”nden bayağı memnun ki Reis, son zamanların gündemini belirleyen Ali Erbaş’ı ikinci kez Diyanet İşleri Başkanlığına (DİB) atadı. DİB’in ne amaçla kurulduğu, Anayasa, yasalar ve yönetmeliklerde yazılıdır. Anayasanın 136. maddesinde: “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir” yazar. (1) DİB’in kuruluş amacı: Milletçe “dayanışma ve bütünleşmeyi” sağlamaktır. Görevini belirlendiği gibi yerine getirdiğini söyleyebilir miyiz?.. *** Bu ülkede yaşayan yurttaşların tümü, İslam Dini ve mezheplerine mensup (2) değiller ki! Devlet, kurumları aracılığı ile özellikle Hristiyanlık (3) ile Musevilik ve diğer bütün…

  • UYANIKLAR MİTİNGİ!..

      Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, aşılamanın “pandemi”yi tamamen bitireceğinden kuşku duymaya başladıklarını söyledi. (1) Bunun için aşılama stratejinin nasıl uygulanacağını, özellikle de “ek dozlar” konusunu düşünmeye başladıklarını belirtti. Genel olarak iki doz aşılı olanlara üçüncü doz olarak yapılan aşıya “hatırlatma dozu” deniyormuş. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “inaktif” aşıdan 3 ay sonra yapılan hatırlatma dozunun koruyuculuğu önemli ölçüde artırdığını vurgulayarak; 6 milyon vatandaşımızın hatırlatma dozu zamanının geldiğini hatırlattı. Ağustos ayında, yabancı ülkelere seyahat edecek olanlara 4. doz aşılar yapılacağı duyurulmuştu. Dünya çapında salgına karşı alınan önlemlerin yetersizliği konuşuluyor. Ülkemizde “korona”dan ölümler günlük 200 kişinin altına düşürülemiyor. 11 Eylül itibariyle 259 yurttaşımız yaşamını kaybetti… Ölmekten korkmuyoruz!.. ***…

  • “KORONA”YA KURBAN OLAYIM!..

    6 Eylül Pazartesi günü yüz yüze eğitim başlıyor. Ders saatleri azaltılmadan eğitime başlanacak. Ders süreleri 40 dakikayı aşmayacak. Kovid-19 tedbirlerine de uyulacak tabii ki… Maske-mesafe ve temizliğe uymayı sağlamak çok zor değil. Aşı olmayan öğretmenler ile öğrencileri nasıl kontrol edeceğiz? Okulların virüs bulaştırma ve üreme merkezi olmasından korkarım!.. *** Çocuklara bulaşan virüs evlere de gelecek çaresiz. Anne-babalar, 65 yaş üstü dedeler-nineler nasıl korunacak? Mal güvenliğimizden çoktan vaz geçtik de! Devlet, can güvenliğimizi korumak için gereken önlemleri alsa bari. Hem de hiç tavizsiz uygulasın bu önlemleri artık… Bıktık!.. *** Belli ki, “Okullar açılıyor” cümlesinin önüne veya arkasına; “gözümüz aydın” ve “müjde” gibi sözcükleri yerleştirmeyeceğiz. Eğitim-öğretimden asla da vaz geçemeyiz. Cehaletin ne…