• KONUK YAZARLAR

    GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE!..

    Gazeteler ha bire yazıyor, uzmanlar açıklıyorlar: “Coronavirüs” SARS’tan daha tehlikeliymiş. Peki, SARS neymiş? “Severe Acute Respiratory Syndrome”un kısaltması. Türkçesi: “Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu”. “Akut” ne demek? Akut, tıp biliminde “hızlı başlayan” veya “kısa süreli” olan hastalıkları ya da her iki durumu birden ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Ne kalıyor geriye bilinmeyen kelime: “Sendrom”. O da: Birbiriyle ilişkisiz gibi gözüken fakat bir araya geldiklerinde tek bir olgu olarak değerlendirilen bulguların bütünü olarak tanımlanıyor… Şimdi biraz anlaşılır gibi oldu cümle! Doktorları anlamak için ne çok şey bilmek gerekiyor! *** Kasım 2002-Temmuz 2003 tarihleri arasında Hong Kong’da başlayan SARS salgını, dünya çapında 37 ülkede; 8422 vaka ile 912 ölüm olayına neden…

  • KONUK YAZARLAR

    YETTİ ARTIK YETTİ!..

    Çıkarlarımız hangi ülkelerle örtüşüyorsa dostumuz onlardır!.. Münferit olaylar üzerinden ülkeler “dost” veya “düşman” ilan edilemez. Devletlerarası ilişkilerde sürekli dostluklar veya düşmanlıklar olmaz. Uluslar ilişkilerini, ulusal çıkarlarına göre yürütülürler. Anlaşmalarda, ittifaklarda öncelikle bu hususlar gözetilir… *** Örneğin; “Rusya düşmanımızdır” sözü, İkinci Dünya Savaşı sonrasına uygun bir Soğuk Savaş sloganıdır. Hukuki, siyasi ve ahlaki bir değeri yoktur. Aynı şekilde, “Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin” sloganı da öyledir. Bir ülke için peşinen “dostumuzdur” denilebilen durumda, başka bir ülke için de “düşmanımızdır” denmek zorunda kalınabilir!.. Oysa her iki söz de son derece tehlikelidir. Ölçü; geçmiş değil, şimdi veya gelecek zaman olmalıdır… Geleceği kesin olarak görmek olanaklı olmadığından, bir ülkeyi peşinen “dost” veya “düşman” …

  • KONUK YAZARLAR

    K A D I N L A R I M I Z!..

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun! Kadınlar; kocaları, erkek arkadaşları ve yakın akrabaları tarafından öldürülüyorlar. Geçen yıl kadınların 52’si sokak ortasında; 292’si “güven içerisinde” evlerinde öldürüldü… ***  Bütün katillerin bahanesi hemen hemen aynı namussuzluğa bağlı: “Kıskançlık” ve “namus”!.. *** Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, yıllara göre öldürülen kadın sayılarını açıkladı: Son on yılda 3 bin 78 kadın, erkek cinayetlerine kurban gitmiş. Öldürülen 474 kadın anne, 7 kadın da hamileydi. Böylece “namus belâsı”na katledilen annelerin sayısı 781’i buldu… Geri kalanlar müstakbel anneydi… *** Balkan savaşlarından itibaren; miting kürsülerinde, milli mücadelenin her alanda örgütlenmesinde, her cephede ve cephe gerisindeki ağır hizmetlerde erkeklerinden geri kalmayan, hatta daha çoğunu yapan annelerin-kadınlarımızın hakkını asla…

  • KONUK YAZARLAR

    ELEŞTİRİ ZAMANI DEĞİLDİR!..

    Türk askeri cephede görev icra ederken; maneviyatlarını olumsuz şekilde etkileyecek sözler etmek, “beşinci kol”[1] faaliyeti kabul edilebilir. Pek çok ülkede, bu tür gevezelikler cezai yaptırıma[2] bağlanmıştır. Asker komutanından emir alır, komutan siyasi otoriteden. Her ikisi de aldığı emri yerine getirmekle görevlidirler. Verilen emirlerin, hatalı olup olmadığını tartışamazlar; geriye dönük emirleri sorgulayamazlar. Aksi halde askerler, ülkeleri için ölmeyi ve öldürmeyi başaramazlar! Askerlik böyle bir meslektir işte… Bu yüzden askeri bir harekât devam ederken, ağzımıza geldiği gibi konuşmamamız, sözlerimizi tartarak çıkarmamız gerekir. Askeri, yerli yersiz eleştirmek doğru değildir… *** Bununla birlikte halkın “doğru bilgi edinme hakkı”[3] vardır. Yurttaşlar, bu ihtiyaçlarını; yerine göre kamu kurumlarından, yerine göre de basın yayım organlarından giderirler. “Bilgi…

  • KONUK YAZARLAR

    ATATÜRK’ÜN MİRASÇISI BUNLAR MI?..

    Kişiler sahip oldukları malları, hukuk düzeni içerisinde diledikleri gibi kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisine sahiptirler. Buna “mülkiyet hakkı” diyoruz. Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra yerine getirilmesini istediği son arzusunu dile getirdiği ölüme bağlı bir tasarruftur.[1] Ölüme bağlı tasarruflar, mülkiyet hakkından kaynaklanırlar. “Vasiyeti yerine getirme görevlisi” (vasiyeti tenfiz memuru)[2],  miras bırakanın son arzularını yerine getirmek üzere,  ölüme bağlı bir tasarruf ile açıkladığı iradesi ile belirlenir. Miras bırakan tarafından alınmış bir tür emniyet tedbiridir. Vasiyeti yerine getirme görevlisi atamak suretiyle,  miras bırakanın ölümünden sonra ortaya çıkacak anlaşmazlıklar büyük ölçüde çözülmüş olur… Hâkim, vasiyeti yerine getirme görevlisinin yerine yeni birisini seçemez. Böyle bir durum, mülkiyet hakkının kullanılmasını engellemek olur… *** Atatürk’ün vasiyetini…

  • KONUK YAZARLAR

    TERÖR ÖRGÜTLERİ ARASINDA GEZİNTİ!..

      Türkiye’nin kontrolünde olduğu kabul edilen Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC), çatısı altındaki muhalif örgütlerin çoğunun, Heyet Tahrir eş- Şam (HTŞ) cephesinde yer aldığı biliniyor. O bakımdan HTŞ’yi daha yakından tanımak gerekir: HTŞ, El Kaide’nin Suriye’deki temsilcisi El- Nusra Cephesi’nin devamı olarak bilinir. 2017’de dört ayrı grubun[1]  birleşmesinden oluşmuştur. İdlib’teki en güçlü gruptur ve en geniş sahayı kontrol etmektedir. El Kaide, 1988 yılında kurulan, liderliğini Usame Bin Ladin’in yaptığı dünya çapında faaliyet gösteren İslamcı terörist bir örgüttür. HTŞ, Suriye iç savaşına aktif olarak katılan cihatçı Selefi[2] bir örgüt olup, ABD tarafından desteklendiği iddia edilmektedir. Beşşar Esat rejimini devirerek, bölgede bir “İslam devleti” kurmayı amaç edinen HTŞ’yi uluslararası toplum terör örgütü olarak kabul…

  • KONUK YAZARLAR

    CHP’LİLERE AÇIK MEKTUP!..

    Sayın Özaydın; Ve kendini “aydın” sanan tüm CHP’lilere açık bir mektup; Yukarıdaki belgeleri yayınlayan ben değilim. İbrahim Kaboğlu’nun bizzat kendisidir. Ben sadece onun yayınladığı belgeyi paylaşıyorum. Kaboğlu sandığın gibi sıradan biri değildir. Kendi ifadesi ile “Kaboğlu kimdir” sorusunu şöyle yanıtlıyor: Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği Başkanı, BirGün Gazetesi Köşe Yazarı, CHP İstanbul Milletvekili, Anayasa Hukuku Uluslararası Derneği (AHUD) Yönetim Kurulu eski üyesi, Türkiye İnsan Hakları Danışma Kurulu Eski Başkanı, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Eski Başkanı. Yani; senin benim gibi sıradan bir partili değildir, yetkili biridir. Hazırladığı kitapçığa önsözü Kemal Kılıçdaroğlu bizzat yazmıştır. Ayrıca Kılıçdaroğlu; Kaboğlu’nun “YASAMA YETKİSİ DEVREDİLEMEZ” başlıklı kitapçığı üzerine başlatılan tartışmalardan sonra yeniden anayasa…

  • KONUK YAZARLAR

    ŞU FİLİSTİN MESELESİ!..

    ABD BaşkanıTrump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu ile birlikte açıkladığı “Barış Planı”na göre; pek yakında Filistinlilere bir “Bağımsız” devlet kurulacakmış! Diğer organizasyonlarda ayırt edici özelliği “güç kullanma” olan yeni kurulacak olan bu devletin, ordusu olmayacak ne yazık ki! Bu yeni devlet, “bağımsız” olacak ama Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi uluslararası kuruluşlara başvurabilmek için İsrail’in iznini alacak. “Barış Planı”nda; Filistinliler için bağımsızlığın tarifi,  İsrail’e bağımlılık olarak yapılmıştır! İsrail ve Amerika başka türlü bir barışı kabul etmiyorlar… Barış için Filistinlilere İsrail’in egemenliğini kabul etmeyi şart koşuyorlar. “Barış Planı” ile “Kudüs’ü bölünmez başkent” olarak ilan eden Trump, İsrail’in tek otorite olarak kabul edilmesini dünyaya dayatıyor. Planın “adalet” anlayışı da oldukça ilginç: Verimli topraklar İsrail’e bırakılıyor,…

  • KONUK YAZARLAR

    “MUHTEREM EFENDİM”!..

    Kılıçdaroğlu’na 2013 yılında; “ana muhalefet lideri sıfatıyla ABD Büyükelçisi ile bir otelde baş başa 2,5 saat ne görüştünüz” sorusu soruluyordu. Hiçbir zaman bu soruya cevap vermedi. Şimdi ise,  Başdanışmanı Rasim Bölücek’in, CIA’ya çalıştığı kesinleşen Enver Altaylı ile 1159 defa hangi konuları konuştuğu soruluyor, yine cevap verilmiyor. Düşünebiliyor musunuz soru sorarak siyasi iktidarı denetlemesi gereken bir lider,  kendisine sorulan sorulara cevap vermekten kaçınıyor!.. *** Yukarıda hatırlattığım sorunun ne derece önemli olduğunu anlayabilmek ve cevabını bulabilmek için kahramanımızı biraz tanımak gerekir. Açık kaynaklardan herkesin kolayca ulaşabileceği bilgileri özetliyorum: Enver Altaylı, Özbekistanlı Şakir Efendinin oğludur. Gençliğinde hukuk eğitimi almıştı.[1] Fuat Doğu[2] tarafından göreve başlatıldığı MİT’te, 1968-1973 tarihleri arasında “Sovyetolog”[3] olarak çalışmıştı. 1977-1980 tarihleri…