• GÖREV BİZDE: PAMUK ELLER CEPLERE!..

    Yükseköğretim Kurulunun resmi internet sitesinde Türkiye’de 207 üniversite olduğu belirtiliyor. (1) URAP olan (University Ranking By Academic Performance), 2009 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü bünyesinde; kar amacı gütmeksizin kurulmuştur. Bu değerlendirmeyi daha iyi kavramak için; Türkiye ve dünya üniversiteleri arasında, değişik parametrelere göre sıralama yapmayı toplumsal bir hizmet olarak gören URAP’ın, son sıralamasını (2) görmenizi öneriyorum. URAP’ın kuruluş amacı:Yükseköğretim kurumlarını akademik başarıları doğrultusunda değerlendirebilmek ve yapılan çalışmaların sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmaktır… Gönüllü olarak çalışan üyelerinin yayınladığı en iyi üniversiteler, resmi internet sitesinde (3) sıralanmıştır. Bu sıralamaya bakarak ülkemizdeki dünya üniversiteleri arasındaki yerlerini görebiliriz. “Uluslararası Görünürlük” alanında sıralandığı listede, Türkiye’deki üniversiteler 801-1000 bandında olup, en iyi 4 vakıf üniversitesi;…

  • “UYARMADAN VUR” EMRİ ETKİLİ OLDU!..

    Toprak bakımından dünyanın 9. büyük ülkesi, Şangay İşbirliği Örgütü üyesi, enerji zengini Kazakistan’da; LPG fiyatlarına yapılan yüzde 50 zamla tetiklenen olaylar çığırından çıktı. Zamlar geri alındı, hükümet istifa etti fakat sokak gösterileri durmadı. Göstericiler silah kullandılar: Aralarında güvenlik kuvvetlerinin de olduğu onlarca kişi yaşamını kaybetti, binlerce eylemci tutuklandı. Öldürülen 13 polisin 2’sinin başı kesik halde bulundu. “Baş keserek öldürme” bize hiç yabancı gelmedi… Rusya Parlamentosu’nun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin Uluslararası İşler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev, Kazakistan’da “Ortadoğu ve Afganistan’dan gelen militanların” aktif olduğunu söyledi…(1) *** Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev üyesi bulundukları Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden (KGAÖ) yardım istemek zorunda kaldı. Rusya, gecikmeksizin askerlerini Kazakistan’a gönderdi KGAÖ Konsey Başkanı Ermenistan…

  • BAK ŞU ALLAH’IN İŞİNE!..

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AKP Bursa İl Başkanlığında yaptığı konuşmada: “Sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın… Biz kendimiz yapmıyoruz… Biz inanıyoruz ki bize yaptıran Allah’tır… Bize yaptıran Allah’tır… Bize yaptıran Allah’tır…” dedi… (1) Önümüzü Allah ile kesti. Siyasi iktidarın icraatlarından yanlış bulduklarımızı arada bir eleştiriyor, bazen itiraz ediyor, bazen de kınıyorduk… İçişleri Bakanımız, onları bize Allah yaptırıyor dedikten sonra, elimizi kolumuzu bağladı. “Takdiri ilahidir” deyip susacağız artık. Allah’a sitem edecek halimiz yok ya. Sadece yapılanda bir “hikmet” arayabiliriz, o kadar… *** Allah biz kullarını cezalandırmaya karar verirse eğer, sopa olarak siyasi iktidarı mı kullanması gerekir? Siyası iktidar onun yarattığı bir şey mi? Anlayabilmiş değiliz. Kötü işleri siyasi iktidar yapar, sopayı biz yeriz……

  • OYNATMAYA AZ KALDI!..

    Enflasyon, dezenflasyon, resesyon, deflasyon, devalüasyon, dolarizasyon, slumpflasyon, stagflasyon vb. gibi bir sürü ekonomik terim (1) ile kurulan cümleleri anlamak ne mümkün. Birkaç gündür Prof. Dr. Mahfi Eğilmez hocanın Ekonomik Terimler Sözlüğüne (1) bakıyorum. Şimdi anladım deyip geri döndüğümde; aynı sözcüklerin geçtiği bir cümle ile karşılaşınca yeniden sözlüğe bakma ihtiyacı duyuyorum. Baktım böyle olacak gibi değil; ekonomi bilimi ile yakın temas içerisinde olmadan, söylenenleri anlamak hiç kolay değil. İyi ki de “ekonomist” değilim!.. Ne olup bittiğini anlamak için; “çarpılan küçük yatırımcılar”ı dinlemek, onların dili ile konuşmak en iyisi. Önce küçük yatırımcılara geçmiş olsun diyelim! Küçük yatırımcı “çarpıldı” da biz çarpılmadık mı sanki? Bize de çoook çok geçmiş olsun! Tek geçim kaynakları…

  • BİR DÖNEM DAHA DAYANABİLİR MİYİZ?..

    Mecburuz… Mecbur bırakılıyoruz… Başka bir ülkeye gidecek halimiz yok ya… Mahkum edildik bir beceriksiz, bencil ekibe… Çaresiz kaldık, çaaa-re-siz… Buna rağmen hala çare-siz-siniz!.. *** Kemal Kıçıdaroğlu, önceleri “Neden aday olmuyorsun?” sorusuna; Cumhurbaşkanı “tarafsız olmalı” diye cevap veriyordu. Ben CHP Genel Başkanıyım diyordu. Kendisinin “taraflı” olduğuna vurgu yapıyordu. Gerçi bizim mahallede “gerçekten bu adam ne taraftandır?” sorusu pek tartışılmıyordu. Tartışanlar ise genel merkezdeki “şimdi zamanı mıdır tarikatı” tarafından linç ediliyor, susturuluyordu… *** Bugün “Millet İttifakı” kabul ederse, Cumhurbaşkanlığına adayım diyor. Bu demektir ki, artık Kılıçdaroğlu“tarafsız”dır! Kendi ağzından öğreniyoruz bu gerçeği. Onun beyanı asıldır ve bu beyana inanmak zorundayız. O halde, CHP’nin başında “tarafsız” biri olarak neden duruyor?.. CHP Cumhuriyet’ten yana taraf…

  • AHLAKSIZLAR!..

    “Ahlaksız”lardan biri beni aradı: “Geçen hafta doların alıp başını gitmesi nedeniyle “yananları” yazdın ve nasıl yandıklarını örneklerle açıkladın. Yorumlarını abartılı buldum. O kadar da değil. Ben orta ölçekli bir iş insanıyım. Kardeşim de çiftçi. İkimiz de Reis’in sözünü dinleyerek aynı miktarda; düşük faizli kredi aldık. Bize özel bir uygulama değil. Siz de alabilirsiniz. Hamdolsun şimdi durumumuz iyidir. Anlattığınız gibi karamsar bir tablo yoktur. Allah’ın izni ile “dış güçlere” boyun eğmeyeceğiz. Yananı Allah görür, biz yanmadık çok şükür” dedi… O halde mesele yok!.. *** O zaman ben de “yanmayan” vatandaşların durumunu irdelerim. Reis, yaklaşık iki hafta önce (30.11.2021) TRT ortak yayınında dedi ki: “…hep söylüyorum, diyorum ki faizi düşürmek suretiyle biz…

  • KURUNUN YANINDA YANANLAR!..

    Nasıl demişti muhterem: “Ben tıp mensubu değilim, benim alanım ekonomi.” “Delta” varyantı ile ilgili yorum mu yaptı? Hayır. “Omicron” ile ilgili mi konuştu? Yoooo! Eeeee, ne konuşuyorsunuz o zaman!.. *** İzin verin de ekonomi ile ilgili konularda bilenler konuşsun bari. Konuşmak da ne kelime. Kararların tümünü onlar alsınlar. Hatta en etkili olan kararları denesin üzerimizde… Ben razıyım valla! Deneme tahtası değil miyiz?!.. *** “Nas” orada duruyor. “Nas” varken size ne oluyor acaba? Sanki dolarla maaş alıyorsunuz. Sanki çil çil paralarınız vardı da dolar artınca rahatsız oldunuz. Şunun şurasında asgari ücret altında geliri olan milyonlarsınız. Bir rahat duramadınız ama. Kıpraşmayın öyle!.. *** Bakın size bir şey söyleyeyim: Tasarruflarını Türk Lirasında tutanlar…

  • DIŞ GÜÇLER!..

    Ne ABD ne Rusya ne de Çin’dedirler. “Dış güçler” o güzel kafanızın içindedirler… “Biz Türkler bunu asla yapamayız” önermesine ayet gibi inanıp, Amerikalının-Avrupalının sıradan ürünlerine abartılı övgüler düzenlerdir. Güven duygusunu yitirenlerdir… *** Dış güçler: İlkokul çağındaki çocuklara “süt tozu” içirilmesini önerenlerdir. “Yeşil kart” denen utanç belgesine sahip olmak için olmadık şaklabanlıkları fakir halkın çocuklarına dayatanlardır. Bu büyük yalana çanak tutanlardır… *** Dış güçler: Kurtuluş Savaşı’nda en büyük yardımları aldığımız; dostumuz Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni en büyük “düşman”ımız olarak tanıtıp, bizi 70 yıldır NATO kapısına bağlayanlardır. İçimize ağaç kurtlarını sokanlardır. Öz yurdunu bir kadın memesine satacak kadar satılık olanlardır… *** Dış güçler: Cumhuriyet’i “90 yıllık reklam arası” zannedip, hala gaflet uykusunda…

  • SANIK KEMAL AYAĞA KALK!..

    GİRİŞ Türk Lirası hızla değer kaybediyor. Türk halkı aynı hızla fakirleşiyor. Belki birkaç yandaş-müteahhit parasına para katıyor… Bu haksızlığa söyleyecek sözümüz var! Fırsat verilmiyor… *** Ekonomik tablo rezil. Yetmezmiş gibi emperyalistler ülkemizi dört yandan kuşatıyor. Tarım bitmiş, Hayvancılık desen öyle. Sanayi ölmek üzere… İtiraz edeceğimiz çok nokta var!.. Dikkatimizi toplayamıyoruz… *** “Pandemi” ile baş edemiyoruz… Aşıya inanmayan çok sayıda insanımız var ve bunlar işimizi daha da zorlaştırıyor. Göz göre göre ölüyoruz… Kelime-i şahadet getirmeye vaktimiz yok!.. *** Son 20 yılda varımızı yoğumuzu satıp-savdık. Satacak bir şeyimiz de kalmadı… Paramız pul oldu. Açız aç!.. *** Çocuklarımız geleceğini yurt dışında arıyor. Beyin göçünü bir türlü durduramıyor. Siyasetçilerimize güven her geçen gün biraz…

  • HELALLEŞMEYE BİZİM KAPIYA GELME!..

    TDK Sözlüğünde helalleşmek: “Alışverişte veya ayrılma sırasında hakkını birbirine bağışlamak” olarak açıklanıyor. Başka da bir anlama gelmiyor… Kılıçdaroğlu tüccar olmadığına göre; vedalaşmaya geliyor demektir. Bir yere ayrılacağına inanmam! Belli ki, eski CIA Türkiye İstasyon Şefi Graham Fuller’in “Yeni Türkiye” adlı talimatnamesine göre hareket ettiği için, tercüme hatalarını fark edemiyor. Anlaşılan bu defa da “özür dileme” gibi “helalleşme” sözcüğünün de cıvığını çıkartacak… *** Kılıçdaroğlu, Sosyal Medya hesabından yaptığı paylaşımda: “Geçmişte partimizin de hataları oldu; helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım” (1) dedi. Açıklamada dikkat çeken pek çok husus var: Bay Kemal, CHP’nin geçmişinde “hatalar” olduğunu kabul ediyor. Bu hataların toplumun belli kesimlerinde -özellikle de muhafazakar kesimde- “ağır yaralar” açtığını savunuyor. Kılıçdaroğlu, toplumun…