• KONUK YAZARLAR

    AFGANİSTAN’DA NE İŞİMİZ VAR?

      Bu sorunun en doğru cevabını bulabilmek için Afganistan’ı biraz tanımak gerekir. Bir de “Rusya ile ABD’nin Afganistan’da ne işi vardı” sorusunun cevabını bilmek tabii ki… 14 Nisan 1988 ‘de Cenevre’de, Afganistan, Pakistan, SSCB ve ABD temsilcileri anlaşmalar düzenlediler ve Afganistan’ın iç işlerine karışmama konusunda uluslararası garantiler ilan ettiler. Afganistan’ın “iç işlerine” kimlerin karıştığı, bu anlaşmaların taraflarından zaten bellidir… *** Şimdi biraz geriye doğru gidelim: 27 Nisan 1979’da gerçekleşen “darbe” ile komünizm yanlısı Afganistan Demokratik Halk Partisi’nin (AHDP) iktidara gelmesi üzerine; darbecilerin, geri kalmış ve neredeyse tümüyle İslamlaştırılmış toplumda, kısa sürede sosyalizmi inşa edeceklerine inanan SSCB, mevcut yönetiminin isteği üzerine, kapsamlı yardımlara başlamıştı. Rusya Devlet Başkanı Putin, bugün yaptığı değerlendirmede;…

  • KONUK YAZARLAR

    “PARTİMİ” BULDUM!.

    Yoksa halim dumandı! Haftalardır ben de iktidar ve yandaşları gibi aynı konuya kafa yoruyorum. İnanın ne olur; bu defa şaka yapmıyorum! Mafya Lideri Sedat Peker’in oluşturduğu gündemi, ne yaparız da alt sıralara doğru iteriz diye düşünüp düşünüp duruyorum. Muhalif basın; işini gücünü bırakmış, sadece Peker’in iddialarını tartışıyor. Yandaş basının dili tutulmuş mu yoksa bir yerlere mi kaçmış, doğrusu onu bilmiyorum!.. *** Bir kez daha ortaya çıktı ki, Sosyal Medya ile baş etmek, sanal alanı kontrol etmek, öyle kolay değildir. “Erişim yasağı” koydunuz da ne oldu? “Z Kuşağı” diyerek alay ettiğiniz o gençler, gezi olaylarında güçlerini gösterdiler size. Korkunuzdan olmadık yakıştırmalar yaptınız üzerlerine. Kabul edin artık, hesaplarınız tutmadı… Bu defa akıllı…

  • KONUK YAZARLAR

    “İŞ ALLAH’A HAVALE”!..

    Esra Yılmaz, Mamak Belediyesi’nin AKP’li Meclis Üyesiydi; 9 yıldan bu yana Başkanvekilliği görevini yürütüyordu. “Mızrak çuvala sığmıyor. Yolsuzluk var” deyip istifasını verdi. Yılmaz’ın sözleri, kamudaki çürümüşlüğün özeti gibiydi: “… ben sizi belediyedeki akraba çetelerinizle, maaşlarınızla, teşkilattan üstün işadamlarınızla baş başa bırakıyorum. Bir kadın olarak hakkımı helal etmiyorum.” dedi. Yolsuzluk, Akraba çeteleri, Teşkilat, İmtiyazlı iş adamları ve Maaşlar… Bir cümlede geçen ve her biri hakkında sayfalar dolusu yazılacak bu beş sözcük iskeletimiz oldu adeta. Bu beş sözcükle, şiir bile yazılır aslında. AKP’nin 19 yıllık geçmişini özetliyor bu beş sözcük. Şiir yazmayı beceremediğim için, düz yazıya geçiyorum… *** Asıl dikkatimi çeken, Esra Hanımın “Bir kadın olarak hakkımı helal etmiyorum” şeklindeki son cümlesidir.…

  • KONUK YAZARLAR

    “YANDI GÜLÜM KETEN HELVA”!..

    Bana göre Türkiye’nin gündemi: ABD Başkanı Biden’in 2022 Bütçesinden PKK/YPG’ye destek için 552 milyon dolar ayırmış olmasıdır. Yürütmekte olduğumuz tartışmaları, bu yalın gerçekten ayırarak değerlendirmek doğru olamaz. Örneğin; ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman, kendilerinin imzalamadıkları İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olarak; “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden aniden çekilmesi derin bir hayal kırıklığı yarattı” diyerek üzerine “İstanbul Sözleşmesi Bizim” yazılı maske ile poz vermesi bir başka trajikomik çelişkidir. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Sözleşmenin 10. Yıldönümünde yaptığı açıklamada çekilme kararı için, “Bu karar bizi çok üzüyor” demesi ise tam bir sahtecilik örneğidir… Kafası çalışan bir insan bu açıklamalar üzerine biraz düşünür. İmzalamadığı bir sözleşmeden bizim çekilmemiz, ABD’yi neden bu kadar çok üzüyor acaba! İktidarlar değişse…

  • KONUK YAZARLAR

    “CIA, BİZİ DE YANILTTI”!..

    Muhalefetin ısrarı üzerine TBBMM Başkanı Mustafa Şentop, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya bir yazı yazarak: “Suç örgütü lideri Sedat Peker’den her ay 10 bin dolar alan siyasetçi var” iddialarınız üzerine; elindeki tüm bilgi ve belgeleri, hem adli makamlara hem de Meclis Başkanlığına gönderilmesini istedi. Sedat Peker, 9. Videosunda: “Benim her ay 10 bin dolar yolladığım bir milletvekili yok, daha çok yolladıklarım var” diyerek, Süleyman Soylu’nun iddiasını doğruladı ve açıklık getirdi. 10 bin dolar alan siyasetçinin “milletvekili” olduğunu ve paranın da 10 bin dolardan daha fazla olduğunu söyledi. Biz yine de İçişleri Bakanının beyanlarını esas alarak yorum yapacağız… *** TBMM Başkanı çok doğru bir iş yaptı. Elbette ki, suç örgütünden para alan…

  • KONUK YAZARLAR

    “BAĞIMLI YARGI”YA BİR KATKI DA MUHALEFETTEN!..

    Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yargıç ve savcıları mesleğe kabul eden, atama ve nakillerini yapan, yetkileri veren; gerektiğinde soruşturmaları yürüten, disiplin cezalarını veren, görevden uzaklaştıran en yetkili kuruldur. Ayrıntılı görev tanımı ise 6087 Sayılı Yasanın 4. maddesinde yapılmıştır. (1) Danıştay ve Yargıtay üyelerini seçme görevi de kurulun üzerindedir. Anayasanın 140 maddesinde belirtilen, hakimlik ve savcılık mesleğinin esaslarını belirleyen, 6087 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu 11.10.2010 tarihinde kabul edilmiştir. İki daire halinde çalışan kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanı Yardımcısı da kurulun üyesidir. Kurulun toplam 13 üyesinden 4’ünü Cumhurbaşkanı seçer… *** HSK’ya TBMM’nce seçilecek üyeler, Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyonda belirleniyor… Aday adaylığı için başvuru sayısı 118’i…

  • KONUK YAZARLAR

    “SANIK SİZİN, BAŞKA SORUM YOK”!..

    Sedat Peker, “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak”, “hürriyetten yoksun bırakmak” ve “evrakta sahtecilik” gibi suçlardan, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesince 14 yıl, 5 ay, 10 gün hapis cezasına çarptırılmış bir hükümlüdür. Pan-Türkizme (Türkçülük) dayanan siyasi görüşleri ile tanınır. Ülkücüler arasında oldukça destekçisi vardır. Onu tanıtmaya kendi sözleri ile devam ediyorum: “Menzil Tarikatı’nın Şeyhi Raşit Muhammet Erol’un elini öpme şerefine nail oldum. İsmail Ağa Cemaati Lideri Mahmut Efendi Hazretleri’nin elini öpme şerefine nail oldum. Erenköy Cemaati Lideri Hikmet Efendi Hazretleri’nin elini öpüp hayır dualarını alma şerefine nail oldum. Şeyh Nazım Kıbrıs-i Hazretleri’nin hayır duaları ile yolladığı hediyeleri alma şerefine nail oldum. Bu dört cemaate karşı kalbimde yoğun bir sevgi ve saygı…

  • KONUK YAZARLAR

    “KUTUPLAŞTIRMA TUZAĞI”NA DÜŞMEYELİM!..

    Yılların öğretmeni Tülay Hanım’a bile gına geldi: “Ben de bu gruptan ayrılıyorum” dedi. Neden? diye sorduğumda; gruptan birinin adını vererek, onun bulunduğu grupta bulunmak istemediğini ifade etti… Son derece duygusal ve yanlış bir karardı elbette… Öğretmen, bir öğrencisi haylazlık ediyor diye, sınıfını terk edemez! Bunlardan kaçarak kurtulamazsın Öğretmenim. Her 10 kişinin 7’si bunlardandır. Ve: Bunlar hayatın her alanında vardır… *** Son yıllarda insanlar biri birlerine tahammül edemez oldular nedense. “Siyasette kutuplaştırma”nın (1) sonucudur bu mesele. AKP’nin akıl hocaları bu konuda haklı çıktılar. Karşı tarafı ne kadar ötekileştirirsen, senin tarafın o kadar birbirine yaklaşır. Tabanı “konsolide etmek” de deniyor bu taktiğe. Asıl önemli olan, azınlık durumundaki kesimin bu tuzağa düşmesidir. Tuzağa…

  • KONUK YAZARLAR

    ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ!..

    (mi kaldı?) 2 Mayıs 2021 tarihli gazeteler yazdı: 1 Mayıs günü gösteri yapanlara müdahale eden polislerin (1) görüntüsünü kayda alan TV muhabiri engellendi. Elindeki kayıt cihazı (telefon) yere atılıp çiğnendi… *** Böyle bir olay ülkemizde ilk defa olmuyor. İlk defa olan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu eylemi yapan polisi sahiplenmesi ve polisin tutumunun hukuka uygun olduğunu savunmasıdır… İçişleri Bakanı diyor ki; polisin eylemcilere müdahalesinin, “ses ve görüntüsünü” kaydetmek, “özel hayatın gizliliği ihlal suçu”nu oluşturur. Polisin mi eylemcinin mi özel hayatının gizliliği ihlal ediliyor? Bu yazının sonunda ortaya çıkacak! *** Soylu, polislerin eyleminin 27 Nisan günü dağıtılan 2021/19 sayılı Genelgeye; Genelgenin de Anayasaya uygun olduğunu savunuyor. (2) Başka bir ifade ile…

  • KONUK YAZARLAR

    EMPERYALİZMİN DEĞİŞMEYEN TAKTİĞİ: BÖL, YÖNET VE YUT!..

    “Model ortak” olduğumuz “dost” ve “stratejik müttefiğimiz” ABD’nin son Başkanı Joe Biden, 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımladı. 1915’ten bu yana 106 yıl geçti. “Soykırım” kavramı 1948’de imzalanan “Soykırım Sözleşmesi” ile literatüre girdi. Sözleşmelerin hükümleri yasa hükümleri gibidir. Demokrasi havarisi geçinen ABD, “yasaların geriye yürümezliği” kuralını, 1915 olayları için yok saydı. AİHM, 15 Ekim 2015 tarihinde Perinçek-İsviçre Davası ile ilgili verdiği kararda; Ermeni Tehciri kararından sonra yaşanan olayların “soykırım” olarak nitelendirilemeyeceğine hükmetmişti. Bir olaya “soykırım” diyebilmek için o ülkenin ulusal mahkemelerinin veya uluslararası bir ceza mahkemesinin kararı gereklidir. Dolayısıyla meşru bir zeminde 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlamak olanaklı değildir… *** Her 24 Nisan öncesinde, bu defa ABD Başkanı ne diyecek diye,…