• KONUK YAZARLAR

    ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ!..

    (mi kaldı?) 2 Mayıs 2021 tarihli gazeteler yazdı: 1 Mayıs günü gösteri yapanlara müdahale eden polislerin (1) görüntüsünü kayda alan TV muhabiri engellendi. Elindeki kayıt cihazı (telefon) yere atılıp çiğnendi… *** Böyle bir olay ülkemizde ilk defa olmuyor. İlk defa olan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu eylemi yapan polisi sahiplenmesi ve polisin tutumunun hukuka uygun olduğunu savunmasıdır… İçişleri Bakanı diyor ki; polisin eylemcilere müdahalesinin, “ses ve görüntüsünü” kaydetmek, “özel hayatın gizliliği ihlal suçu”nu oluşturur. Polisin mi eylemcinin mi özel hayatının gizliliği ihlal ediliyor? Bu yazının sonunda ortaya çıkacak! *** Soylu, polislerin eyleminin 27 Nisan günü dağıtılan 2021/19 sayılı Genelgeye; Genelgenin de Anayasaya uygun olduğunu savunuyor. (2) Başka bir ifade ile…

  • KONUK YAZARLAR

    EMPERYALİZMİN DEĞİŞMEYEN TAKTİĞİ: BÖL, YÖNET VE YUT!..

    “Model ortak” olduğumuz “dost” ve “stratejik müttefiğimiz” ABD’nin son Başkanı Joe Biden, 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımladı. 1915’ten bu yana 106 yıl geçti. “Soykırım” kavramı 1948’de imzalanan “Soykırım Sözleşmesi” ile literatüre girdi. Sözleşmelerin hükümleri yasa hükümleri gibidir. Demokrasi havarisi geçinen ABD, “yasaların geriye yürümezliği” kuralını, 1915 olayları için yok saydı. AİHM, 15 Ekim 2015 tarihinde Perinçek-İsviçre Davası ile ilgili verdiği kararda; Ermeni Tehciri kararından sonra yaşanan olayların “soykırım” olarak nitelendirilemeyeceğine hükmetmişti. Bir olaya “soykırım” diyebilmek için o ülkenin ulusal mahkemelerinin veya uluslararası bir ceza mahkemesinin kararı gereklidir. Dolayısıyla meşru bir zeminde 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlamak olanaklı değildir… *** Her 24 Nisan öncesinde, bu defa ABD Başkanı ne diyecek diye,…

  • KONUK YAZARLAR

    “UKRAYNA KRİZİ” VE ULUSAL DURUŞ!..

    “En büyük hatayı yap ama en küçük hatayı savunma” sözünü, bu yazıda da hatırlatacağım. Amirallerin duyurusu ile ilgili olarak yüksek yargı organları; Yargıtay ve Danıştay’ın görüş açıklamaları hiç yakışık almadı diyemiyorum. Bu dönemde böyle bir açıklama pek yakıştı doğrusu: Kamuoyuna görüşlerini bildiren kahraman amiraller hakkında, gözaltına alma ve soruşturma başladığına göre dava açılması da kuvvetle muhtemeldir. Yüksek yargıçlar, ileride “temyiz” edilmek üzere önlerine gelecek o dava ile ilgili görüşlerini (kararlarını) peşin olarak açıkladılar. Eskilerin deyimi ile ihsas-ı rey’dir bu. (1) Yargıcın hükümden önce görüşünü doğrudan veya dolaylı olarak belli etmesi halinde davaya “tarafsız” veya “önyargısız” yaklaşamayacağı kabul edilir ve bu durum “hakimin reddi” (2) sebebidir. Dolayısıyla o davanın açılıp da…

  • KONUK YAZARLAR

    104 EMEKLİ AMİRAL YURTTAŞLIK GÖREVİNİ YAPTILAR!..

    Kolay etkileniyoruz efendim kolay… 104 emekli amiralin bildirisini okuyunca, haklı buluyoruz. İktidar sözcülerini dinleyince onlara hak veriyoruz. Reis’in ne dediğini bir bilebilsek işimiz kolaylaşacak! Henüz onun kükremesini duyamadık… Neden böyleyiz acaba? Bir defa daha kendi soruma kendim cevap veriyorum: Yurttaş olarak “haklarımızı ve ödevlerimizi” bilmiyoruz… Öz yurdumuzda misafir gibi oturuyoruz.. Açıkçası, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da bayağı cahiliz… *** O halde, önce bu konu ile ilgili hak ve ödevlerimizi öğrenelim: Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 43. maddesi; Silahlı Kuvvetler mensuplarının, Siyasi parti ve derneklere girmelerini, bunların siyasi faaliyetleri ile münasebette bulunmalarını, her türlü siyasi gösteri, toplantı işlerine karışmalarını ve bu maksatla nutuk ve beyanat vermelerini ve…

  • KONUK YAZARLAR

    İTİBARDAN HARCAMA OLMAZ!..

    İç siyaset meseleleri hakkında bir şeyler yazmak istediğimde, billahi kalem oynatamıyorum. Çözüm önerisi ortaya koymadıktan sonra, yapılan eleştiriler ne işe yarar. Öyle değil mi? Ağlamak, dert yanmak, şikayet etmek veya haber özetlerini sıralamak marifet değildir. Ya bir yol bulup, halka göstereceksiniz ya da yoldan çekilecksiniz! Başka yolumuz kalmamıştır!.. *** Geçen hafta, Brüksel’deki NATO Dışişleri bakanları toplantısının ardından, Avrupa Birliği (AB) liderler zirvesi yapıldı. Sonuç Bildirgesi’nde dikkat çeken hususları görelim: -Türkiye ile “ticari bağların derinleştirileceği” vurgulandı. “Pazar” olarak kıymetimizi biliyor bu Avrupalılar. -Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hidrokarbon araştırmalarını sürdürmesi halinde, “yaptırımlarla karşılaşılacağı” ifade edildi. Bunu tercüme etmeye gerek yok; ne dedikleri son derece açıktır. -Türkiye’nin 4 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapması ise…

  • KONUK YAZARLAR

    “GÜNCELLEMELER”İ YÜKLEMEYİ UNUTMAYIN!..

    Uluslararası sözleşmelerle elde edilen kazanımlar doğrudan ulusun “egemenliği” ile ilgilidir. Şimdi 2017 yılının aralık ayına gidiyoruz. Reis, Yunanistan ziyaretinden dönüyordu. Uçakta, önceki görüşünü tekrar etme ihtiyacı duydu. Dedi ki: “Lozan devasa bir anlaşma. Gerek görülmesi halinde güncellenebilir” (1)… Lozan (2) gerçekten de devasa bir anlaşmadır. Türkiye’nin tapusu olarak da nitelendiriliyor. TC kimlik kartını hak ederek taşıyorum diyebilmek için 2 nolu dipnotu okuyup özümsemek gerekiyor… Nokta… Lozan’ı “hezimet” olarak değerlendiren bir anlayışın, “güncelleme” isteğini anlamak zor değil. Tabii ki, güncelleme yapabilmek için tarafları bir araya toplamak gerekir. Bir an için, aynı masanın etrafında oturduklarını varsayalım. İlk sözü de bizim delege alsın. Taraflardan yeni “ödünler” mi isteyecek, yoksa verecek mi? Bakın burası…

  • KONUK YAZARLAR

    DEFOLUN GİDİN!..

    Reis, İstanbul Sözleşmesi’ni feshetti. Kadınlar: “O iş henüz bitmedi” dediler. Meclis Başkanı Mustafa Şentop’a sordular: “Reis, isterse Möntro Boğazlar Sözleşmesi’nden de çıkabiliriz” dedi… *** Anayasamız mealen der ki: Uluslararası sözleşmeler Meclis’in onayı ile yürürlüğe girerler, Cumhurbaşkanının kararnamesi ile ortadan kaldırılamazlar. Aksi fikirden olan hukuk fakültesi 1. sınıf öğrencileri sınıfta kalırlar. Şentop, sınıfta kaldı!.. *** Gerçekten de İstanbul Sözleşmesi’nden bir kararname ile çekildik. Bana göre -usulüne uygun bir şekilde- çekilseydik iyiydi. Ama benim savunduğum çekilme gerekçeleri (1) çok farklı. Burada onları tekrar edecek değilim. Merak edenleri 1 nolu dipnota gidebilirler… *** Böyle bir durum karşısında, kimse tek başına bir şey yapamaz. Muhalif halkın örgütlü gücü muhalefet partileridir. Muhalefet, bu açık anayasal…

  • KONUK YAZARLAR

    “TİCARİ SIR” !..

    Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın İnstegram mesajı istifasını açıkladığında Merkez Bankası’nın bir gecede 128 milyar doları kaybolmuştu. Herkes bu dolarları kim satın aldı diye sordu? Cevap Albayrak’ın istifası ile verildi… Tartışmalar bir süre daha devam edeceğe benziyor. *** Merkez Bankası Başkanı yine görevden alındı, yerine yenisi atandı. Yine bir gece operasyonu ile 450 milyon dolar satıldı. Satılırken Dolar 7.20 TL idi, sabah 8.20 TL oldu. Yani birileri bu geceyarısı satışı ile 450 milyon lira kazandılar… *** KİM BUNLAR? Bu sorunun cevabını maalesef bulamazsınız. Ben bu soruya ey yordamı ile bir cevap vereceğim: Merkez Bankası’ndan (MB) kimler döviz satın alabilirler? Önce bu sorunun yanıtını bilmek gerekir. Merkez Bankası’nın internet…