KONUK YAZARLAR

  • ESAS KAYBOLUNCA TEFERRUAT BAŞLAR!..

    Mısır dönüşü uçakta basın mensuplarına açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri hayati önemdedir. Reis, Danıştay 5. Dairesi’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcının mesleğe iade edilmesi gerektiğine dair kararı için şunları söyledi: “Danıştay’ın aldığı bu karara da sessiz kalmamız mümkün değil. Nasıl ki Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bazı garip kararlarda cumhur ittifakı olarak tepkisiz kalmıyorsak, bunda da sessiz kalamayız… Danıştay zaman zaman yapıyor, bu tür kararlarla bizi rahatsız ediyor.”(1) Demek ki, Reis’i Danıştayın bu kararı da rahatsız etti; bundan sonra daha dikkatli olup Reis’imizi rahatsız etmemek gerekir! Meğer, haklarında 7 yıldır yapılan yargılama sonunda “masum” olduklarına karar verilen ve dolayısıyla gerekmediği halde görevlerinden alınan hakim ve savcıların, görevlerine iade…

  • BU KADARINI HAK ETTİK Mİ?

    TEMA’nın hazırladığı “ruhsat haritası”nı (1) gördüm, midem ağzıma geldi. 24 ilde 20 bine yakın maden ruhsatı verilmiş.(2) Bu güzelim ülkeyi köstebek yuvasına çevirdiler. Erzincan’ın İliç ilçesini ünlü “tulum peyniri” bile tarihe karıştı. Hayvancılıkla uğraşanların tamamına yakını, hayvan beslemeyi bırakmış, Kanadalı şirket Anagold Madencilik’te (3) “maden işçisi” olarak çalışmaya başlamışlar. Bizim sahipsiz köylüler, iş güvenliği önlemlerini almayan ve çalışmaları ile doğaya/çevreye zarar veren bu emperyalist şirket hakkında ileri de şikayette bulunmayacaklarına dair taahhütname dahi imzalamışlar. (4) Köylülerin 9’u hâlâ kayan toprakların altındadır, yakınları bir an önce bu işkenceden kurtarılmayı bekliyorlar! Toprak altında kalanlardan bir işçinin eşi; “üzerlerinden üç gündür bir kürek toprak atılmadı” diye feryat-figan etti, duyan olmadı… “Hakkımızı helâl etmiyoruz”…

  • “ŞİMDİ ZAMANI MIDIR?”

    Şimdi zamanı mıdır? Bence de değildir. Yerel seçimlere şunun şarısında ne kaldı! CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalif gazete Sözcü’de “makale” yazması şart mıydı? Şimdi “makale” yazma zamanı mıdır? “Orta sınıfın saldırı altında olduğunu” Bay Kemal’den başka anlatacak kimse yok mudur CHP’de. “Orta sınıf” kendi durumunun farkında değil midir yoksa? Hiç mi çarşıya pazara gitmiyor bu garipler? Banka hesaplarına ve cüzdanlarına da mı hakim değiller? Yoksa birileri, Bay Kemal’e gündemde kalmak için “makale” yazmayı mı ögütledi? CHP Genel Merkezi’nde yuvalanmış “Şimdi Zamanı Mıdır?” tarikatı neden derin bir sessizliğe büründü acaba? Makam ve mevkileri paylaşma derdinde olduklarından olabilir mi dersiniz?.. *** Bay Kemal’in o makalede (1) “üstat” (2) olarak kabul…

  • “YENİ NESİL KAPİTÜLASYONLAR”!..

      AKP iktidarının icraatlarını takip edenler; satılacak bir şeyimiz kalmadığını sanırlar! Öğünmek gibi olmasın onlardan biri de bendim. Bir tarım ve hayvancılık ülkesinde, tarım ve hayvancılık hızla bitme noktasına doğru giderse, açlık kapımıza dayanmış demektir derdim. Birkaç yıldır “nass var nass; size ne oluyor!”; “faiz sebep, enflasyon neticedir” ve” ben ekonomistim ekonomist” palavraları ile vatandaşların yastığı altındaki kefen paraları bile toplandı. Emekliler ve çalışan geniş yığınlar “açlık sınırı” altında kıvranıyorlar. Suriyeliler, Afganlar ve Afrikalılar soframıza ortak oldular. Yabancı ülkelerin mafya liderleri kara parayı Türkiye’ye sokup Türk vatandaşlığını aldılar. Sokaklarda cirit atıyorlar. Yandaş şirketlere ha bire vergi kolaylığı getiriliyor; vergi borçları af ediliyor. (1) Vatandaşlar arasındaki uçurum her geçen gün biraz…

  • “TASFİYE İSE TASFİYE” BAŞKA ÇÖZÜM YOK!..

      Sayfa arkadaşlarımdan biri, İslâm’ın “kolaylık dini” olduğunu vurguladıktan sonra, nikâh çeşitlerini sıraladı. (1) Bir başka arkadaşım da bu paylaşımın altına; “gel de Müslüman olma” şeklinde ironik bir yorum yazdı. Şimdilik nikâh çeşitlerinin İslâmda mevcut olup olmadığı ile ilgilenmiyorum. Ona daha sonra bakarız, espride kalalım… İronik yorumdan yola çıkıp başka konuda fikrimi aktaracağım. Zira bu haftaki konumuz yine “siyaset” olacak. CHP hakkında 31 Mart’a kadar yazmayayım diyorum, gelişmeleri izliyorsunuz gel de yazma!.. *** CHP’nin düşük profilli eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun prenslerinden İstanbul Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, CHP’den istifa ettiğini açıkladı. Haberi eski CHP Milletvekili Gazeteci Barış Yarkadaş X hesabından duyurdu. (2) Bu defa belediye başkan adayı gösterilmeyeceğini öğrenen…

  • MUHALEFET TESLİM OLURSA İKTİDAR DİK DURAMAZ!..

    CHP Parti Meclisi Üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, “CHP’nin İsveç’in NATO’ya girişine neden evet dedi?” sorusunu; Murat Taylan’ın Hukukçu Salim Şen’le birlikte TELE 1’de canlı olarak sundukları programda yanıtladı: (1) F-35 programından zaten çıkartılmıştık, Kaan’lar üretilene kadar F-16 ile idare edelim diye düşündük. “Kazan kazan düşüncesi ile evet dedik”… “F-16’ların tedariğini engelleyen taraf olmak istenmediği için ‘evet’ oyu verildiğini düşünüyorum” dedi… (2) Doğrusu “kazan-kazan” sözcükleri ağzınıza pek yakışıyor… *** 20 Ocak Cumartesi akşamı İpek Özbey’in Sözcü TV’de hazırlayıp canlı olarak sunduğu programa katılan CHP Parti Meclisi Üyesi Dr. Ali Haydar Fırat’a aynı soruyu Emekli Amiral Türker Ertürk sordu. Fırat’ın verdiği yanıt da aşağıyukarı Bağcıoğlu’nunki gibiydi. Mealen şöyle dedi:…

  • MUHALEFET “TİTANİC KEMANCILARI”(1) GÖREVİNİ YAPIYOR!..

    Topraklarımızından bir parça kopartarak, emperyalizmin kuklası olacak “Büyük Kürdistan”ı kurmak için elinden gelen herşeyi yapan ABD’den gelecek “sıcak para”ya muhtacız maalesef. Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye hanım, bu nedenle Amerika’ya gitti. ABD’ye fena halde bağımlıyız. Bu yüzden dik duramıyoruz. ABD, Suriye’den gönderdiği PKK/YPG militanları ile Kuzey Irak’taki üslerimize saldırıyor. Geçen sefer 12 şehidimiz vardı, şimdi 9 şehit al bayrağa sarıldı… Ağır tehdit altındayız… Elimiz-kolumuz bağlı,Yutkundukça yutkunuyoruz!.. “Ah para zalım para silinsin senin turan/Sen değil misin bizi nazlı yardan ayıran”… *** Ekonomisi iflas etmiş ve terör batağına saplanmış bir ülkeyi idare etmek öyle kolay değildir. Bir de muhalefeti iktidara getirme tehdidi varsa ve bu tehdit Demokles’in kılıcı gibi iktidarın başında sallandırılıyorsa…

  • “YENİ CHP” Mİ “YENİ EYLEM PLANI” MI? ..

    Ellerinde “elverişli vasıta”ları olmayan; dolayısıyla “cebir ve şiddet” kullanma olanakları bulunmayan 20’li yaşlardaki idealist delikanlıları, dar ağacına çeken çağdışı bir hukuk sisteminden (1) kurtulduk derken, daha beterine saplandık! En üst hukuk kurallarının yazılı olduğu Anayasa’ya öncelikle uymak ve uygulamakla “görevli ve yetkili” yüksek yargı organları birbirlerine girdiler. Yargıtay üyeleri, Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında “görevlerini kötüye kullandıkları” iddiası ile dava açılmasını istediler. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ise olan biteni izlemekle yetiniyor… *** İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi; kararları “kesin” olan ve herkesi; adli ve idari tüm organları “bağlayan” Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlâl kararı”na yok yere (!) direniyor. Yargıtay’ın 3. Dairesi de aynı yolda; ikinci defa AYM kararlarını tanımıyor: Kararın…

  • ATATÜRK YOKSA TÜRKİYE DE YOK, MAÇ DA YOK!”…

    31 Aralık 2023 Riyad’da yapılmasına karar verilen “Süper Kupa” maçı öncesinde ve sonrasında yaşananları anlamak için 16 yıl öncesine gitmek gerekir. Hatta, bugün Türkiye’yi yöneten zihniyetin 29 yıl öncesindeki tutumuna ve o günlerde yaşananlara da göz atmakta yarar vardır. 6 Ekim 1996’da dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, Libya gezisinin ikinci gününde Muammer Kaddafi ile birlikte ortak basın toplantısı düzenlemişti. Çadırda yapılan basın toplantısı sırasında Kaddafi, “Ortadoğu’daki güneşin altında Kürt milletinin de yerini alması gerektiğini“ söylemişti. 7 Ekim 1996 tarihli Sabah gazetesi geziyi “Utanç Geçesi” manşetiyle vermişti. “Kaddafi Türkiye’ye hakaretler yağdırdı” demişti…1 *** Libya Lideri Kaddafi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Necmettin Erbakan’ı aşağılamak için başkent yerine Sirte’ye getirip soktuğu o bedevi çadırında gözünün içerisine baka baka: “Türkiye’nin laikliği seçerek İslami geçmişini…

  • ÇÖZÜM YİNE BAHÇELİ’DEN GELİYOR!..

    28 Aralık 2023  İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Hatay Milletvekili Can Atalay’la ilgili kesin ve uyulması zorunlu olan “hak ihlâli” kararına1 ikinci kez uymadı!.. “Anayasa’yı siz çiğneyin” dercesine dosyayı tekrar Yargıtay’a göndermeye karar verdi.2 Bu defa yanılmayı şiddetle tercih ederim. Büyük olasılıkla kararın gönderileceği Yargıtay 3. Ceza Dairesi de önceki kararında ısrar edecektir! Başka bir ifade ile Yargıtay da AYM kararına uymayarak Anayasa’nın 153. maddesini3  çiğneyecektir… Böyle bir durumda bağımsız mahkeme görevini yerine getirmeyen/getiremeyen her iki mahkeme üyeleri hakkında HSK’nın disiplin işlemi yapması gerekiyor… Yapabilecek mi? Hiç sanmıyorum… *** Anlaşılıyor ki; Dünya aleme rezil olduk, olmaya da devam edeceğiz… Ülkemizin bu duruma düşürülmesi içime sinmiyor. Düşündüm taşındım bir çözüm buldum. Onu aktarmadan geçmişte yaşadığımız benzer bir olayı anımsatmak istiyorum:…