• KONUK YAZARLAR

    “KONTROLLÜ DARBE”!..

      “KONTROLLÜ DARBE”, KONTROLLÜ MUHALEFET VE KONTROLSÜZ MAKARNA!..   Kılıçdaroğlu’nun 16 Temmuz Darbe Girişimi için; “Kontrollü Darbe” nitelemesi yapmasının, 16 Nisan Halkoylaması’nda ne derece etkili olduğu bilinemez! Y-CHP‘lilere göre, bu söylem “hayır” oylarını artırmıştır. İç siyaseti yakından izleyenler ise tam tersi sonuç verdiği düşüncesindedirler. Kılıçdaroğlu, “Kontrollü Darbe” ile ne demek istediğini, darbe girişiminin bastırılmasından sonra yaşananlardan örnekler vererek açıklamıştır. Ona göre; AKP iktidarı, bir darbe senaryosu hazırlayarak “tiyatro” gibi Türkiye sahnesine koymuştur. Aradan 9 aydan fazla geçmesine rağmen; bu sakat fikrin kararlı savunucularına Y-CHP içerisinde hala rastlamak mümkündür. Kılıçdaroğlu, “Kontrollü Darbe” tezinin temel dayanağı olarak: Darbecilerin siyasi ayağına dokunulmaması, Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun asıl dinlenmesi gerekenleri çağırmaması, darbe girişimin saati ve…

  • KONUK YAZARLAR

    23 NİSAN

      1966-67 Öğretim Yılı.   Yarim asır, dile kolay…   Ataköy (Şinek) İlkokulu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutlayacak.   Önce köyün çarşısından geçen toprak yolda geçit töreni yaptılar. Başlarında ilkokulun Müdürü Baki Kadıhasanoğlu var.   Öğretmenleri sınıflarının yanında…   Bayrağı taşıyan Mustafa Korkmaz…   Akif’in:   “Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak”ını yüzdürüyor..   Hemen arkasında Atatürk resmini taşıyan kızlar: Fahriye Yeni ile Ayşe Borozancıoğlu yürüyor…   İkisi de o gün ölümsüzlüğe adımlarını attılar…   Ardında arkadaşları…   Eğitime Atatürk’le başladılar, onun ilkeleriyle yurttaş oldular, okudular ve okuttular…   “Gelecektir sana vaad ettiği günler hakkın” sözlerini unutmadılar.   Elli yılda; gelecek güzel günlerin kendiliğinden gelmeyeceğini öğrendiler!…

  • KONUK YAZARLAR

    SATACAK DAHA ÇOK ŞEYİMİZ VAR!

      KATAR’DAN BORÇ ALDIĞIMIZ 65O MİLYON $ İÇİN REHİN VERDİĞİMİZ ÇAY-KUR HİSSELERİNİ BORCUMUZU ÖDEYİNCE GERİ ALACAĞIZ… PANİK YAPMAYIN! BÖLÜNMÜŞ YOL YAPTIK… ÜÇÜNCÜ BOĞAZ KÖPRÜSÜ İÇİN YAPIMCI ŞİRKETE VERDİĞİMİZ ARAÇ GEÇİŞ GARANTİSİ NEDENİYLE DİĞER İKİ KÖPRÜNÜN TÜM GELİRLERİNİ ÜÇÜNCÜ KÖPRÜNÜN MÜTEAHHİTLARİNE ÖDEMEK ZORUNDA KALDIK… TATLI PARA MI DERSİNİZ, YASAL SOYGUN MU SİZE KALMIŞ… AMA BU ŞEKİLDE KAZANILAN PARANIN “TEMİZ” OLDUĞUNA ŞÜPHE YOK!.. ÇOK ŞÜKÜR TÜRKİYE İMF‘YE BORÇ VEREN BİR ÜLKE SEVİYESİNE GELDİ… AMA HALA KATAR’DAN BORÇ ALIYOR, O BAŞKA! DOĞU KARADENİZ YAYLALARININ GÜNEYİNDEN GEÇİRİLECEK OLAN ÇEVRE YOLU, BİZİM İÇİN Mİ YAPILDI SANIYORSUNUZ? KATARLILAR KARADENİZ YAYLALARINDAKİ MERALARA KOLAYLIKLA SAHİP OLABİLECEKLER… PANİK YOK! 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMINI KUTLUYORUZ YA… “EGEMENLİK” NEREDE? KÖYLERİN…

  • KONUK YAZARLAR

    HIRSIZIN HAKKIDIR!

    ÇALINAN MAL HIRSIZIN HAKKIDIR! YSK lütfetti: Mühürsüz oy kullanılması ile ilgili durumun “suç” teşkil ettiğini kabul etti. Gazete haberlerinden anladığımıza göre; bu şekilde suç işleyen sandık kurulu başkan ve üyeleri hakkında “suç duyurusu”nda bulundu. İlginç olan: Suç işlenerek elde edilen sonucu ise meşru saymasıdır! Kimine göre, yeni dönemde böyle şeyleri yadırgamamak gerekir. Kimine göre, daha bunlar ne! Son olayı çarpıcı bir örnekle açıklamaya çalışayım: YSK, hırsızlık yapıldığını kabul eden mahkemenin çalıntı malı hırsıza (veya malı emaneten bıraktığı kişiye) bırakması gibi bir durumu hukuka uygun gördü. Başka bir söyleyişle: Hırsız cezalandırılmalı fakat çalınan mal elinde bulunduranın olmalıdır demiş gibi oldu… Anlayan anlamıştır zaten!  

  • KONUK YAZARLAR

    FİİLİ DURUM!..

    AKP’nin YSK’daki temsilcisi Recep Özel, “Kanunlar bazen hukuka uymayabilir, kanun maddeleri adil olmayabilir. Burada YSK hukukun gereğini yerine getirmiştir” diyerek, mühürsüz oyları kabul eden YSK’nın kararını savundu… Recep’e göre hatalı olan kanundur. Yani Recep’e göre; üzerinde saandık kurulları ile ilçe seçim kurullarının mühürü olmayan oy pusulaları geçerli kabul edilmelidir. Hukuka aykırı olduğunu savunduğu 289 sayılı yasanın 98. maddesindeki kuralı koyan da yine kendileridir. Recep diyor ki, bu yasa hükmü bugünkü “fiili durum“a uymuyor!.. Onun için yasa ile konulan kural değiştirilmeli, fiili duruma uygun hüküm konulmalıdır. Galiba Reis’e gönderme yapıyor… Bu aralar “fiili durum”la AKP’nin başı derttedir. Demek ister ki Recep: KANUNLAR FİİLİ DURUMA UYMAZSA , FİİLİ DURUMA UYGUN OLACAK ŞEKİLDE…

  • KONUK YAZARLAR

    MÜJDE MÜJDE MÜJDE!…

        NİHAYET ABD, TÜRKİYE’YE “DEMOKRASİ GETİRMEYİ” PROGRAMINA ALDI…   Washington Post, New York Times ve İndependent gazeteleri; “DEMOKRASİYİ KORUYACAK TÜRK MÜTTEFİKLER” arıyor…   Buna ilaveten; NATO’ya üye ülkelerin Türkiye’deki “SOKAĞA ÇIKMA” taleplerine destek vermeleri istendi…   Emperyalistlerin isteklerini emir kabul eden PKK/HDP referandumla ilgili YSK kararını bahane ederek sokak eylemlerine başlayacağı sinyalini verdi…   Y-CHP MYK’sında bazı genel başkan yardımcıları “sine-i millete” dönülmesini savunurken, bazıları Gazi Meclis’in sonuna kadar savunulması gerektiğini ileri sürerek millete dönülmesine karşı çıktılar…   “Gazi Meclisi koruma” masalına inanan yok…   Dersimli Kemal ve yakın arkadaşları ise, YSK kararlarını “tanımıyoruz ve tanımayacağız” çizgisinde durarak, Batı’dan gelen emirlere uyulacağı işaretini verdiler…   Bu noktada; Atatürk’ü CHP’sinin…

  • KONUK YAZARLAR

    AKP’DEN KURTULMADAN!..

    TÜRK HALKI 7 HAZİRAN‘DA AKP’DEN KURTULMUŞTU. CHP‘NİN “HIRSIZ” OLARAK SUÇLADIĞI BU PARTİ İLE KOALİSYON KURMAK İÇİN CAN ATMASI, MHP‘NİN DE HDP İLE HÜKÜMET KURMAMA İNADI YÜZÜNDEN HALK 1 KASIM‘DA AKP‘DEN ÇEKTİĞİ DESTEĞİNİ GERİ VERDİ… BU GERÇEĞİ UNUTARAK, UNUTTURARAK YAPILAN ANALİZLERİN TÜMÜ HALKI ALDATMAK İÇİNDİR… KISACA MUHALEFET GERÇEK MUHALEFET OLSAYDI, BUGÜN AKP İKTİDARDA OLMAYACAKTI… BU BİR… GELELİM İKİNCİ SAPTAMAYA: ŞİMDİKİ HALKOYLAMASINDA DA MHP’Yİ YEDEĞİNE ALARAK OLUŞTURULAN “EVET BLOKU” YÜZDE 10 GERİLEDİ… BU DEFA DA CHP, PKK’NIN SOKAĞA ÇIKMA ÖNERİSİNE DESTEK VEREREK AKP’NİN KAYBETTİĞİ OYUN GERİ GELMESİNİ SAĞLAYACAK… KALDI Kİ, KULAĞINI BATI’YA DÖNEREK UYUYAN Y-CHP YÖNETİMİNİN SÖZÜNE BAKARAK KİMSE SOKAĞA ÇIKMAZ! BU DA İKİ… DEMEK Kİ: CHP VE MHP YÖNETİMLERİ DEĞİŞMEDEN AKP’DEN…

  • KONUK YAZARLAR

    KÖŞE YAZISI DEĞİLDİR!..

      YUKARIDAKİ FOTOĞRAF YÜKSEK SEÇİM KURULUNUN KARARIDIR. “298 SAYILI YILI SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDAKİ KANUN” 98’NCİ MADDESİNE GÖRE; ÜZERİNDE İLÇE SEÇİM HUKULU İLE SANDIK KURULUNUN MÜHÜRLERİ BULUNMAYAN ZARFLAR GEÇERSİZDİR. AYNI YASANIN 131’NCİ MADDESİNE GARE; YÜKSEK SEÇİM KURULU KARARLARININ KESİNDİR. Okudunuz mu? Ben okuduğumdan anladıklarımı maddeler halinde sıralıyorum: 1.) Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 298 Sayılı Yasa’nın 98. maddesine aykırı olacak şekilde karar verdiğini anlamak için hukukçu olmaya gerek yok; okur-yazar olmak yeterlidir. Hukuk devletlerinde hiçbir kurum yasaların üzerinde değildir. Kamu kurumları ve yöneticiler hukuk kurallarına uymak zorundadır. Zaten “hukuk devleti“nin tanımı da böyledir. Yasanın hükmü açık ve nettir. Üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan zarflar…

  • KONUK YAZARLAR

    “DİPLOMATİK ÇÖZÜM”!..

    (“ÇEKİLİYORUM” BAŞLIKLI YAZIMA YAPTIĞIM “SON” YORUMUMDUR!) Reza Zarrab, Mehmet Hakan Atilla ve Bilal Erdoğan… Bu üçü üzerinden; İran’a konulan ambargonun Türkiye tarafından delindiğini, kara para aklama işi yapıldığını ve ABD’nin dolandırıldığı ileri sürerek açılan ceza davasını, Erdoğan’la irtibatlandırmak mümkün hale geldi… ABD derin devlet elemanlarının, “twiter” üzerinden Erdoğan’a yönelttiği küstahça tehditler, aslında Türk halkına yapılmaktadır… Rudolph Giuliani denen adam, eski New York Belediye Başkanıdır ve Yahudi Lobisi adına hareket ediyor. Son günlerdeki işi, Zarrap davasına “DİPLOMATİK ÇÖZÜM” aramaktır! Burada biraz duralım: Yıl 2017’ye geldi; ABD derin devleti, ceza davasına “diplomatik çözüm” arıyor! Dediğimi duydunuz mu? “DİPLOMATİK ÇÖZÜM” diyorum… 30 yıllık meslek hayatımda böyle bir çözümü ilk defa duyuyorum! Bizim bildiğimiz…

  • KONUK YAZARLAR

    ÇEKİLİYORUM!..

      Sevgili takipçilerim; Sizler için yazdığım yazıların bu sonuncusu ile huzurunuzdan çekiliyorum. Yazılarımı beğenip paylaşanların çoğunu biliyorum, onları hiç unutmayacağım… Rahatsızlık verdiklerimden ise özür dileyecek değilim. Amacım: Doğruluğuna yüzde yüz inandığım gerçekleri, ulaşabildiğim herkesle paylaşmak ve Türkiye’nin aydınlanmasına kendi ölçülerimde katkı sunmaktı. Daima evrensel ilkeler, kabul görmüş ve kanıtlanmış genel doğrular ile bilimi referans alarak ve mümkün olduğu kadar da iddialarımın kanıtlarını sunarak, düşüncelerimi aktarmaya çalıştım. Ne kadar başarılı olduğumu ölçebilecek durumda değilim. Bunca yoğunluğun arasında; her hafta bir siyasi-hukuki değerlendirme yazısı ele alıp, 4 milyondan fazla insana ulaştırmaya çalışmak kolay iş değildi. Bunu kesintisiz olarak 10 yıl sürdürmenin bir inanç ve kararlılık işi olduğunu söylemeye gerek var mı? Ayılma…