• ÇELEBİ’YE YARGISIZ İNFAZ!..

    1984 doğumlu CHP İzmir Milletvekili Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ye karşı yapılan insafsız eleştirilerin yersiz ve haksız olduğunu ileri sürüyorum. Zira: Gayet iyi biliyoruz ki, Çelebi “Ergenekon” davaları kapsamında “Ergenekon örgütü adına Hizb-ut Tahrir örgütü içerisine sızarak faaliyetlerde bulunduğu” iddiasıyla FETÖ kontrolü altındaki yargı tarafından 18 Eylül 2008’de tutuklanmış sıradan bir teğmendir. “Neden onu seçtiler de bir başkasını değil?” sorusunun cevabı, son gelişmelere bakılarak tahmin edilebilir. Çelebi, 41 ay cezaevinde yattıktan sonra, 11 Mart 2011 tarihinde hakkındaki tüm suçlamalardan BERAAT etmiştir. Avukatlarının Cumhuriyet ilkelerine bağlılığı ve kamuoyunda yetkin hukukçular tarafından savunulmuş olması nedenleriyle önüne konulan “savunma çizgisi”nden hiç ayrılmadı ve tek kelime ile harika bir savunma yaparak; örnek alınacak bir duruş…

  • “İŞİ EHLİNE VERECEKSİNİZ”!..

    Hatice Hanım; Büyük olasılıkla bu sana yazacağım son mektubumdur: Az önce duyduğun o uğultular, yedi kat yerin üzerinden geliyor. (Evet Nazım ustaya “nazire” yaptım aklımca; acemiliğimi yüzüme vurma.) Duyduğun sesler, kesinlikle “kulak çınlaması” da değiller. Uzak-yakın akrabaların, komşularının çocukları ve torunlarındır; bir öteye bir beriye koşuşturanlar. Mezarının üzerinde “hop”lamıyorlar. Hesap soracaklar gibi duruyorlar, Z Kuşağı böyle! Belki de okudukları Fatiha’ları geriye alacaklar, kim bilir!.. Zamane çocukları işte. Büyüklerinin “aldatılmış” olmasını yediremiyorlar kendilerine… *** Başını öteye beriye çevirme; duyuyorsun elbette biliyorum! “Yedi kat yerin altından uğultular geliyor” şiirini (1) hiç okudun mu? Oradaki cümleler “Aşık İhsani ile Güllüşah”a hiç benzemezler!.. *** Senden önce gidip yerine yerleşenler parmak sallıyorlar mı bize. Söyle!…

  • DEVLET “RANT” İLE YÖNETİLEBİLİR Mİ?..

    İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) üç yıllık araştırması yayınlandı: AKP döneminde yapılan 130 inşaat işinde, toplam 1 trilyon 468 milyar 900 milyon 741 bin 243 TL “rant” yaratıldığı ortaya çıktı. (1) Korkunç bir para. Paralar nerelere harcandı? Kamu hizmetleri için ne kadarı kullanıldı? Ya da kimler arasında bölüşüldü? Bölüşme adil mi oldu? Halkın payına düşen miktar ne kadar? Sorular, sorular, sorular… *** Aklınıza gelen her soruya bir yanıt var!… *** Yaratılan “rant” gerçekten çok büyüktür. Rakamla yazıyorum: 1.468.900.741.243.-TL (Bir trilyon 468 milyar 900 milyon 741 bin 243 lira) Okumak için bile bayağı bir tahsil gerekir! Asgari ücreti günlük: 215.70 TL olan bir ülkenin en büyük şehrindeki “rant”ı anlatmaya çalışıyoruz. Daha büyüklü…

  • İYİ UYKULAR TÜRKİYE!..

    Ne zamandır “seçim güvenliği” ile ilgili kafa yoruyorum. Ana muhalefet partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, mayıs ayında Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT) ’nin İstanbul Beylikdüzü’ndeki merkezine gitti. Şirketin giriş kapısı önünde yaptığı açıklamada; SADAT için “paramiliter kuruluş” dedi. (1) Kılıçdaroğlu, bu tarz oluşumların seçim güvenliğini gölgeleyecek yapılar olduğunu iddia etti… *** Bu tartışma insanın aklına deli sorular getiriyor. Örneğin: -Önümüzdeki seçimlerde AKP seçimi kaybederse, demokratik bir olgunluk içerisinde iktidarı muhalefete devredecek mi? -Dışişleri Bakanının: “Ülkede seçim olsa da iktidar size verilmeyecek!” (2) şeklindeki sözleri ne anlama geliyor? -İddia edildiği gibi SADAT gibi şirketler, seçim güvenliğini tehlikeye atabilecek imkân ve kabiliyete sahip midirler? -Kılıçdaroğlu’nun tartışmalı referandum sonuçları ile…

  • İKİNCİ “TIPIŞ TIPIŞ” VAKASINA DOĞRU!..

    Çok iyi hatırlıyorum: “Neden Cumhurbaşkanlığına adaylığınızı koymuyorsunuz” sorusuna; “Cumhurbaşkanı tarafsız olmalı” demişti. (1) Ben CHP Genel Başkanıyım, tarafım diye de sözlerini pekiştirmişti. Bu yüzden Ekmeleddin İhsanoğlu’nu CHP’nin Cumhurbaşkanı “çatı adayı” ilân etti. O gün homurdananlara ve “boykot” çağrısı yapanlara restini çekti: “Ekmeleddin İhsanoğlu’na oyunu vereceksin. Adam gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz” dedi.(2) “Tıpış tıpış” sandığa gidip oyumuzu kullandık! 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucu malumunuz: “Ekmek için Ekmeleddin”, Recep Tayyip Erdoğan karşısında ağır bir yenilgi aldı. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu unutmuş olabilirsiniz; normaldir, hatırlatıyorum: Seçimi kaybettikten sonra; 2015 Genel Seçimlerinde MHP’den İstanbul Milletvekili seçilmişti; daha sonra TBMM Başkanlığına da aday gösterildi. Bugüne gelelim: Ekmeleddin İhsanoğlu için “gerçekten de tarafsız bir adaydı” diyebilir misiniz?.. Erdoğan’ı…

  • ZURNANIN “ZIRT” DEDİĞİ YERDEYİZ!..

    Büyük usta karısına yazdığı mektupta: “ Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki sevgili; zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nâzım'a!” diyor. (1) Dünya nüfusunun yüzde 23’ünü oluşturan Müslümanların, ki bunların sayısı 1 milyar 570 milyonu geçiyor, dini İslâm’a göre, insan (adam) öldürme fiili: “İnsanların birbirine karşı işlediği en ağır suç ve günahtır.” Hemen bütün dinler ile ahlaki öğretilerde ve hukuk düzenlerinde ağır bir dille kınanıp yasaklanmış ve yaptırımlara bağlanmıştır. Kuran’da; “haksız yere birisini öldürenin onun günahını da yüklenerek büyük bir vebal (günah) üstlendiği ve âdeta…

  • BİR “AJAN”IN ANALİZİ!

      O uygulama tee 2008 yılında başladı. İktidarda bildiğiniz gibi iki kişiden birinin oyunu alan AKP vardı. 14 yılda 8 defa varlıklılarla “barış” yaptı. Benim gibi pek çok kişi, doğal olarak bu “barış”la ilgilenmediler. Zamanları vardı ama bazı kavramlara yabancıydılar. Uzmanları da yeterince dinleyemediler… *** Buna gerek de yoktu: Zira “barış”yapmak için ne “savaş” halindeydiler ne de birileriyle “küs”tüler. Ayrıca varlıklı da sayılmazlardı. Bu yüzden “Varlık Barışı” onlar için bir şey ifade etmiyordu. Bu konudaki haberlere kulak bile kabartmadılar… “Hocalar”ın “sakız oruç bozar mı?” sorusuna verdiği yanıt ile diziler ve “Survivor” izlemeyi daha eğlenceli buldular… *** Yıllar geçti gitti. 2022’ye dayandık: Daha önce, Gelir Vergisi Kanununa eklenin Geçici 93. madde…

  • BİZİM “TROLL”LER NEYLERSE GÜZEL EYLER!..

    İsmailciğim; Güzel kardeşim benim: Şimdi sana, seninle aynı işi yapan bir ”dava arkadaşı”nın itiraflarını okutup, birkaç soru soracağım. Önce merakını gidereyim; bu arkadaşının kim olduğunu söyleyeyim: Adı: Orhan’dır, Soyadı: Sarıkaya Soyadını bizim Sarıkaya yaylasından almış değil, peşin peşin onu belirteyim. Beni tanırsın, bu işlerden biraz anlarım; orta grupta yer alan bir internet kullanıcısıyım. Bu adamın ne dediğini anlamak için 3 defa “Wikipedia” ansiklopedisine baktım. Zira kullandığı sözcüklerin bir çoğunu Türk Dil Kurumu’nun Sözlüğünde bulamadım. İnanmadın değil mi? O zaman sen de bak… Sözlük senin… (1) *** Orhan kardeşimiz diyor ki: Ben Sabah gazetesi, ATV ve Ümraniye Belediyesi’nde çalıştım. Sizden (yani iki kişiden) biriyim. Orhan’ın asıl işi Sosyal Medya’daydı, belirteyim. CHP…

  • ARKADAŞLARIMA “İĞNE” İLE UYARILAR!..

    Sen: Fahri, gözümün içerisine öyle aval aval bakma. Sizler: Aydın, Şahap, Mustafa ve Yılmaz… Arkanıza yaslanıp dinleyiniz. Ve dahi: Adnan, sen de elindeki kalemle oynamayı bırak. Sizler: Sayın Ömer, Sayın Ahmet ve Sayın Sedat… Sizin için de söyleyeceklerim var. Eski yoldaşlarım: Nihat ile Cemil arkadaş… Yerdeşim Erdoğan. Öteki mahalleden: Refik, Süleyman ve Yusuf gardaş… İsimlerini burada yazamadığım her biri birbirinden çok değerli vatandaşlar. Unutulduğunuzu sanmayınız. Ama asıl İsmail ile Faik’e söyleyeceklerim var: *** İleride sorumlu tutulacağınız eylem ve söylemleriniz, kendi paylaşımlarınızda var. Gün gelecek, tuttuğunuz o kayıtlar ile yargılanacaksınız. Ayrıca kanıtlar aramaya ihtiyaç duyulmayacak! Boşuna avukat arkadaşlarınızı arayıp da yormayın. Bizim yapabileceklerimiz çok sınırlıdır. Ah şu kanıtlar ahhh… Teknoloji sayesinde…

  • “ALEVİLİK” BUGÜN İÇİN SEÇİLME ENGELİDİR!..

    AKP’nin “laiklik karşıtı eylemleri” ni tekrar ederek, bunları meşrulaştıran siz oldunuz. 20 yıl boyunca, kamu kurum ve kuruluşlarına “dinciler”in doldurulmasına etkin tepki veremediniz. İmam-Hatiplerden mezun olanlarının imtiyazlı hale getirilmesine ses çıkartmadınız. Fırsat buldukça Kuran kursları açtılar görmezden geldiniz. “Dinsiz” damgası yiyeceksiniz diye ödünüz koptu; dönüp mezhepçiliğe sığındınız. “Dini sembol” olduğu konusunda en küçük bir kuşku bulunmayan “türban”ın TBMM’ne sokulmasına öncülük ettiniz. Öğretim Birliği Yasası’nı, (4+4+4) ile kuşa çevirdiler; “Millet dinini elbette öğrenecek” diyerek destek verdiniz. Cumhuriyet’in “laiklik ilkesi”ne ihanetiniz bu kadarla kalmadı: CHP’nin Tüzük ve Programında “olmazsa olmaz” olarak vurgulanan ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın temel direğini teşkil eden “laiklik ilkesi”ni zedeleyen bütün icraatları köşenizden izlediniz. Ritüel olduğu için Cemevlerinde yapılması…