• “DİYANET” Mİ LAİKLİĞE “İHANET” Mİ?

    Demek ki “kullanım süresi” henüz bitmedi. “Hizmetleri”nden bayağı memnun ki Reis, son zamanların gündemini belirleyen Ali Erbaş’ı ikinci kez Diyanet İşleri Başkanlığına (DİB) atadı. DİB’in ne amaçla kurulduğu, Anayasa, yasalar ve yönetmeliklerde yazılıdır. Anayasanın 136. maddesinde: “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir” yazar. (1) DİB’in kuruluş amacı: Milletçe “dayanışma ve bütünleşmeyi” sağlamaktır. Görevini belirlendiği gibi yerine getirdiğini söyleyebilir miyiz?.. *** Bu ülkede yaşayan yurttaşların tümü, İslam Dini ve mezheplerine mensup (2) değiller ki! Devlet, kurumları aracılığı ile özellikle Hristiyanlık (3) ile Musevilik ve diğer bütün…

  • UYANIKLAR MİTİNGİ!..

      Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, aşılamanın “pandemi”yi tamamen bitireceğinden kuşku duymaya başladıklarını söyledi. (1) Bunun için aşılama stratejinin nasıl uygulanacağını, özellikle de “ek dozlar” konusunu düşünmeye başladıklarını belirtti. Genel olarak iki doz aşılı olanlara üçüncü doz olarak yapılan aşıya “hatırlatma dozu” deniyormuş. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “inaktif” aşıdan 3 ay sonra yapılan hatırlatma dozunun koruyuculuğu önemli ölçüde artırdığını vurgulayarak; 6 milyon vatandaşımızın hatırlatma dozu zamanının geldiğini hatırlattı. Ağustos ayında, yabancı ülkelere seyahat edecek olanlara 4. doz aşılar yapılacağı duyurulmuştu. Dünya çapında salgına karşı alınan önlemlerin yetersizliği konuşuluyor. Ülkemizde “korona”dan ölümler günlük 200 kişinin altına düşürülemiyor. 11 Eylül itibariyle 259 yurttaşımız yaşamını kaybetti… Ölmekten korkmuyoruz!.. ***…

  • “KORONA”YA KURBAN OLAYIM!..

    6 Eylül Pazartesi günü yüz yüze eğitim başlıyor. Ders saatleri azaltılmadan eğitime başlanacak. Ders süreleri 40 dakikayı aşmayacak. Kovid-19 tedbirlerine de uyulacak tabii ki… Maske-mesafe ve temizliğe uymayı sağlamak çok zor değil. Aşı olmayan öğretmenler ile öğrencileri nasıl kontrol edeceğiz? Okulların virüs bulaştırma ve üreme merkezi olmasından korkarım!.. *** Çocuklara bulaşan virüs evlere de gelecek çaresiz. Anne-babalar, 65 yaş üstü dedeler-nineler nasıl korunacak? Mal güvenliğimizden çoktan vaz geçtik de! Devlet, can güvenliğimizi korumak için gereken önlemleri alsa bari. Hem de hiç tavizsiz uygulasın bu önlemleri artık… Bıktık!.. *** Belli ki, “Okullar açılıyor” cümlesinin önüne veya arkasına; “gözümüz aydın” ve “müjde” gibi sözcükleri yerleştirmeyeceğiz. Eğitim-öğretimden asla da vaz geçemeyiz. Cehaletin ne…

  • “MUHTIRA GİBİ TAVSİYE” OLDU DARBE !..

    1 Mart 1997 tarihli Cumhuriyet gazetesinin manşeti “Muhtıra gibi tavsiye” idi. Bu manşetten yola çıkarak, 28 Şubat günü toplanan MGK’nın aldığı kararlara “muhtıra” demek doğru mu? MGK kararlarına imza atan komutanları “darbeci” olarak yaftalayan FETÖ üyesi savcıların hazırladıkları iddianame, yine FETÖ üyesi hakimlerin oluşturduğu bir mahkemede değerlendirildi. Hazırlık soruşturması sırasında delilleri toplayan polisler de FETÖ üyesiydiler. En önemlisi, TSK’yı etkisizleştirme, emir komutayı ele geçirme ve Atatürkçü subayları tasfiye etme planını uygulayabilmek için masa başında deliller üretildi. “Sahte deliller”le hazırlanan davaların her aşamadaki katılımcıları FETÖ üyesi olmaktan mahkum oldular. Bazıları yurt dışına kaçtı… Ama davaya yeni hakimlerle devam edildi!.. *** Böyle durumlarda adaletli hükümler verebilmek için öncelikle terör örgütü üyelerinin hazırladıkları;…

  • AJANLAR ARAMIZDA!..

    Ansiklopedilere “CIA için çalışan bir müteahhit” olarak geçen Afganistan’ın Taliban sonrası ilk devlet başkanı Hamid Karzai hakkında söylenen şu sözlerden rahatsızlık duyuyorum: “Dönemin ABD Başkanı Bush, Afganistan’ın başında oturan işbirlikçi Karzai’yi Amerika’dan Kabil’e dönmek istemeyince, ‘Ülkene dön ve derhal işinin başına geç’ diye haşlayabilme gücünü kendisinde bulmuştu.” (1) 21 Eylül 2014 tarihinde Afganistan Cumhurbaşkanı seçilen Eşref Gani, Taliban saldırısı sonrası yurt dışına kaçmasından sonra, “dönmek istiyorum” demişmiş! Afgan kökenli miyim neyim, ben niye utanıyorum ki? ABD, “Gani artık Afganistan siyasetinde yer alan bir aktör değil” karşılığını vererek, üzerini çizdiğini dünya aleme duyurdu. (2) Afgan halkı adına konuşuyor zahir! *** Afganistan Merkez Başkanı Ecmel Ahmedi, önceki yönetimin nakit rezervlerinin çok büyük…

  • ÇOK PARAYA İHTİYACIMIZ VAR ÇOOOOK!..

    “Tek Millet, tek bayrak, tek dil” diyerek kırmızı çizgisini belirleyen Erdoğan, bir süre sonra; “tek Millet, tek bayrak, tek din, tek devlet” diyerek; “dil”i kırmızı çizgisinden çıkartıp, yerine “din”i koyarak tabanına uygun parolayı belirledi. Çizgisini ne zaman “tek gazete, tek TV ve tek yorumcu” ekleyerek genişleteceğini merakla bekliyorduk ki, araya şu orman yangınları girdi. Eline “akıllı telefonu” alan olay yerine koştu; kimi yangını, kimi seli canlı yayınla duyurdu. İşin içerisine muhalefet partileri de girince, ne olup bittiğini halktan gizleyemediler. Devletin televizyonu avara kasnak gibi boşa dönüp durdu! Halk, artık Sosyal Medyadan olup biteni öğreniyordu. Yöneticilerimizin elleri ayaklarına dolandı… Çok paraya ihtiyacımız var çoook!… *** Gerçeklerin üzerini örterek; yalanlar uydurup, masallar…

  • AHH! ŞU DANIŞMANLAR YOK MU?..

    Kamu İhale Kurumu verilerinden aktarıyorum: Tarım ve Orman Bakanlığı kiralık “makam araçları” için bu yıl 7.2 milyon TL ödemede bulunmuş. Yanlış anlaşılmayı önlemek için tekrar ediyorum: Bu 7.2 milyon lira “hizmet araçları” için değil, “makam araçları” için harcanmıştır. Makam, “itibarla” ile yakından ilgili bir konudur ve son derece önemlidir! Tıpkı, çevre düzenlemesi ve sergi gibi… Bu işler için de 7 milyondan fazla harcama yapmışlar… İtibar böyle bir şey!… Helal hoş olsun… *** Danışman deyip de geçmeyin öyle. AKP iktidarında “danışman” olmak her babayiğidin harcı değildir. THK’nın kayyumu da bir anlamda “danışman” sayılır. Kendisini atayan Cumhurbaşkanına, kurumun envanterindeki 6 yangın söndürme uçağının bakımı için 4 milyon dolar ayırması gerektiğini söylemeyi akıl…

  • KAÇINILMAZ SONUÇ!..

    Orman yangınlarının yüzde 95’inin insan kaynaklı olduğu söyleniyor. İnsan kaynaklı yangınları; piknik yapanların sorumsuz davranışları, tarla açanlar ve terör örgütlerinin sabotajları (1) olarak gruplandırabiliriz. Geriye kalıyor yüzde 5. Bilim insanları, orman yangınlarındaki bu dilimi “küresel ısınma”ya bağlıyorlar. 13 binden fazla bilim insanının dahil olduğu araştırma grubunun “BioScience” dergisinde yayınlanan makalesinde küresel acil durum çağrısı yapıldı. (2) Yeterli önlemler alınmazsa, küresel ısınmaya bağlı yangınların payı, her geçen gün biraz daha artacak demektir… *** Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’ne (NASA) göre; Afrika, Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın 40’tan fazla ülkesinde orman yangınları devam ediyor. (3) Komşumuz Yunanistan’da son 24 saat içerisinde 50’den fazla orman yangını çıktığı bildirildi. Rusya’nın en soğuk…

  • HMMM! “İYİ NİYET” VAKFI HA!

    24 Temmuz, Lozan Barış Anlaşması’nın 98. yıl dönümüydü. Gericilerin yıllardır gündemde tutmaya çalıştığı “Lozan zafer mi hezimet mi?” tartışmaları Celal Bayar’ın “Daha fazla ısrar etseydik, zaferimiz tehlikeye girerdi” sözleri hatırlatılarak büyük ölçüde bitirildi. Demek ki, Lozan büyük bir zaferdi…( 1 ) *** 24 Temmuz aynı zamanda Basın Bayramı’dır. Basın özgürlüğü endeksine göre Türkiye, 180 ülke arasında 153. sıradadır. (2) Kutla kutlayabilirsen… Geçen hafta çıkan “tasarruf genelgesi”ne göre; belediyeler gazete satın alamayacak, gazetelere ilan veremeyecekler. “İtibardan tasarruf olmaz” ama “haber alma hakkı”ndan olabiliyor demek ki! Belli ki, bu genelge ile CHP’nin elinde olan belediyelerin, muhalif gazetelere destek vermesinin önüne geçilmek istenmiştir. Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesinin iktidar medyasına…

  • CUMHURİYET’İ KURBAN ETMEYELİM!..

    (BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN) 20 Temmuz 2021 Bu son yazıdan bayağı RAHATSIZ olduğunuz anlaşılıyor. Rahatsız olmakta haklısınız; ben de öyleyim… Sizin gibi pek çok okuyucum da benzer şekilde rahatsızlıklarını ilettiler. Amacım:Samimi Atatürkçüleri, gerçek CHP’lileri üzmek değildir… *** Hayali olaylar üzerinde de tartışma açmıyorum. Güncel bir olayı irdeledim. Geçmişle bağlantısını ve kanıtlarını da ortaya koyuyorum. Bu durum karşısında, sorularımın muhataplarının cevap vermemeleri gerekmez mi? Susuyorlar! Siz okurlar ve seçmenler ise, aklı başında, gerçekçi, olabilir yanıtlar bekliyorsunuz. Susuyorlar… *** CHP’ye saldırdığımı sanıp kızıyorsunuz; “sana yakıştı mı?” diye de sitem ediyorsunuz. Bana ne yakışmıyor? Lütfen onu da açık seçik söyleyin. Gerçekleri görmek, göstermek ve bunlar üzerinde sorular sorup tartışmak mı? Veya içerisinde bulunduğumuz durumun…